4 Ocak 2016 Pazartesi

Durak

Tam olarak 6 aylık periyotlarla gittiğim ve hala ısınamadığım bir basketbol salonu. Bu 4. gidişim. Önceki 3'te metrodan inince hep taksiye bindim. Ya da bindik diyeyim. Hepsinde bir arkadaşım vardı, hiçbirinde yalnız değildim. Bu kez yalnızdım ve otobüse binmeye karar verdim. Yalnız değilmişim, 1 durak sonra fark ettim. 

Hayatımın olağan akışında asla kullanmayacağım bir yol. Normal bi gündelik yaşantımda oradan geçme ihtimalim milyonda bir. Belki de daha düşük şu an bilmiyorum. Bunun net kesiri de çok önemli değil zaten. Otobüslerde durak isimlerinin yazdığı ve gelinen durağın anons edildiği dijital pano. Panoya bakmadım, zira baksam da ne yazdığını göremezdim, gözüm bozuk. Sonra pano görevini yapıp durağın ismini söyledi. Gözüm bozuk ama keşke kulağım da bozuk olsaydı o an. Durağın adını söylemek için yükselen ses bir okul ismi. Sıradan bir okul değil, onun geçmişte okuduğu okul. 

Orada okuduğu neden hafızamda bilmiyorum. Muhtemelen gidip babasına sorsanız okulun ismini dahi bilmiyodur. Ben biliyorum, tıpkı ona ait her küçük detay gibi. Birini ya da bi şeyi unutmak için 3 detay lazım. Görmeyeceksin, duymayacaksın, bilmeyeceksin. Ben oradan geçtiğimizi görmedim, oradan geçtiğimizi ve okulun orda olduğunu bilmiyordum bile. İlk 2 şartı sağlamıştım, görmemiştim ve bilmiyodum. Darbeyi yine sonda yedim; duymuştum. Repliklerden ve şarkılardan alıntı yapmayı severim. "Bir insanı böyle sevince koşulsuz, bi de üstüne kavuşamazsan, unutamazsın. Ömrünün sonuna kadar unutamazsın."

4 gün sonrası. Başı yastığa koymuşken, rüyada görmeyeli epey oldu diye düşünüp uyudum. Girdiğin son 5 rüyada tek kelime bile etmemiştin. Bu kez karşımda görür görmez "belki bu sefer konuşursun" umudu kapladı içimi. İnsanların uyurken hiçbi duygu hissedemediği yalan. Ben onu hissettim. Yanımda yürüyordun ve tek bi kelime etsen evde uyuyan herkesi ayağa kaldırmaya hazırdım. 5 dakika sonra, 5 rüyalık aranın ardından konuştun ve arkanı dönüp gittin: "Ben akşam gelmiyorum, birazdan eve dönücem." 

Bakarken ardından gitme kal diyemedim.


3 Kasım 2015 Salı

Fotoğraf

  2 ay arayla çekilmiş 2 ayrı fotoğrafın tam olarak aynı noktada çekilmiş olma ihtimali tam olarak yüzde kaç? Öyle bir ihtimal varsa bunun tesadüf olma ihtimali yüzde kaç? Tesadüfse böyle tesadüfün Allah belasını versin ama kadere inananlar için tesadüf diye bir şey yok.

  Müjgan'ı ilk gördüğüm gün beraber yarım yamalak yürüdüğümüz mezarlıklarla dolu o uzun basit yolu yürüyüp tramvaya bindikten sonra laf arasında geçen "o fotoğrafı bilerek mi orda çektirdin?" sorusuyla gelen şaşkınlık. Normal şartlarda konunun açıklığa kavuşup kapanması lazım. Ama belirttiğim gibi "normal şartlarda". Esasında soruda anormal bir şey yok. Soruyu soran en yakınlarından olunca, senin o fotoğrafı aslında o da orada fotoğraf çektirdi diye çekildiğini düşünüyor. Çünkü eğer bu durumu daha önce fark etseydin bunu zaten yapacağını biliyor. Evet fotoğrafı çektirmeden fark etseydim bunu yine yapardım ama o zaman bu kadar acı vermezdi. Zaten bu kadar acı vermeyecek bi olay benim hikayeme yakışmazdı.

  Fark ettikten sonra yol boyu dönüp dönüp iki fotoğrafa baktım. 2 ay önce onun çektirdiği, 1 hafta önce benim çektirdiğim. Eve geldim, şimdi dönüp dönüp üç fotoğrafa bakıyorum. Üçüncüsünü az önce cüzdanımdan çıkardım. "Bende bir resmin var, yüzüme bakmıyor."