Hayatımın olağan akışında asla kullanmayacağım bir yol. Normal bi gündelik yaşantımda oradan geçme ihtimalim milyonda bir. Belki de daha düşük şu an bilmiyorum. Bunun net kesiri de çok önemli değil zaten. Otobüslerde durak isimlerinin yazdığı ve gelinen durağın anons edildiği dijital pano. Panoya bakmadım, zira baksam da ne yazdığını göremezdim, gözüm bozuk. Sonra pano görevini yapıp durağın ismini söyledi. Gözüm bozuk ama keşke kulağım da bozuk olsaydı o an. Durağın adını söylemek için yükselen ses bir okul ismi. Sıradan bir okul değil, onun geçmişte okuduğu okul.
Orada okuduğu neden hafızamda bilmiyorum. Muhtemelen gidip babasına sorsanız okulun ismini dahi bilmiyodur. Ben biliyorum, tıpkı ona ait her küçük detay gibi. Birini ya da bi şeyi unutmak için 3 detay lazım. Görmeyeceksin, duymayacaksın, bilmeyeceksin. Ben oradan geçtiğimizi görmedim, oradan geçtiğimizi ve okulun orda olduğunu bilmiyordum bile. İlk 2 şartı sağlamıştım, görmemiştim ve bilmiyodum. Darbeyi yine sonda yedim; duymuştum. Repliklerden ve şarkılardan alıntı yapmayı severim. "Bir insanı böyle sevince koşulsuz, bi de üstüne kavuşamazsan, unutamazsın. Ömrünün sonuna kadar unutamazsın."
4 gün sonrası. Başı yastığa koymuşken, rüyada görmeyeli epey oldu diye düşünüp uyudum. Girdiğin son 5 rüyada tek kelime bile etmemiştin. Bu kez karşımda görür görmez "belki bu sefer konuşursun" umudu kapladı içimi. İnsanların uyurken hiçbi duygu hissedemediği yalan. Ben onu hissettim. Yanımda yürüyordun ve tek bi kelime etsen evde uyuyan herkesi ayağa kaldırmaya hazırdım. 5 dakika sonra, 5 rüyalık aranın ardından konuştun ve arkanı dönüp gittin: "Ben akşam gelmiyorum, birazdan eve dönücem."
Bakarken ardından gitme kal diyemedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder